Korktukları Armenak’ın fedai ruhudur! Kıramadıkları ise Aliboğazı’ndan esen direnişi…

Nasıl bir isim ki, tam 36 yıl önce katledilmesine rağmen yine de o ismin mezar taşında yazılmasına tahammül edilemiyor?

Egemen sınıflar haklılar, birçok gerekçeleri var çünkü.  Armenakyoldaş Ermeniydi ve sırf Ermeni ulusuna mensup olması bile “katli vacip” kılıyordu. Armenak yoldaş bir komünistti.  Faşist TC’yi yıkıp, Demokratik Halk İktidarı kurmak için kitaba, silaha ve emekçi halka sarılmıştı. Birçok kez devletin kolluk güçleri ile çatışmaya girmiş, mahpus yatmış, işkence tezgahlarından geçmiş, yılmamıştır.

13 Mayıs 1980 Elazığ Karakoçan’da İbrahim Kaypakkaya’nın ölüm yıldönümüme denk gelen bir cezalandırma eylemine giderken jandarma pususuna düşürülür ve burada çatışmada ölümsüzleşir!

Armenak yoldaş Kaypakkaya’nın kurucusu olduğu Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist (TKP/ML)’in üyesi ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO)’nun da komutanlarındandı.

 

O anıt, “isimsiz, mezarsız tüm kahramanlarındı”!

Armenak yoldaşın naaşı ailesi ve yoldaşlarına verilmez.

Hatta Armenak yoldaşın ölümsüzleşmesinin ardından dönemin gazetelerinde “Ermeni terörist öldürüldü, cenazesini kimse almadı” şeklinde yalan haberler yayınlanır. Yoldaşları kararlıdır ve cenazeyi askerin elinden kaçırırlar.

Cenazesi Dersim/Mazgirt Faraç köyüne götürülür, yüzlerce insanın katıldığı bir törenle toprağa verilir. Daha sonradan naaşı devlet tarafından mezarından kaçırılır. Bu karşılıklı kaçırma tam yedi kez daha tekrar ettikten sonra devlet yoldasın kemiklerini mezardan çıkartıp atar.

Yöre halkı bu kez onun kemiklerini bulup tekrar defneder.

Asker Armenak yoldaşın kafasını gövdesinden ayırıp bir kez de böyle yok etmeyi dener! Bütün bu alçakça saldırılara rağmen Dersim halkı ve yoldaşları yıllar sonra naaşı bulur ve Ermeni Soykırımı’nın 100. yıldönümünde Nazımiye ilçesi Xarik Köyü’nde törenle yoldasın anısına sahip çıkarak ona anıt mezar yaptırırlar.

Mezartaşına ise kimse tek başına Armenak’ı yazmak istemez! Çünkü Armenak, tek başına bir direnişi temsil etmiyordu. Armenak aynı zamanda Ermeni olduğu için bir kat daha “ölümü hak eden” devrimcileri de temsil ediyordu. Aynı zamanda devrimci saflarda soykırıma maruz kalan bir ulusun sessiz çığlığını ve bunun düşmana apansız öfkesini temsil ediyordu.

Bu yüzden kimsenin içinden sadece Armank yazmak gelmedi!

O taşa Hrant Dink de yazılmalıydı… Manuel Demir de, Nubar Yalımyan da, Kevork Çavuş da, Molte Melkonyan da, Antranik Uzunyan da, Ağpur Serop da, Leonid Azokalyan da, Misan Manuşyan da, “isimsiz, mezarsız tüm kahramanlar” da… Yani Ermeni ulusunun yiğit tüm devrimcileri o anıtta Armenak’la yan yana yerini almalı ve on yıllardır süren mezarsızlık son bulmalıydı görkemli bir şekilde!

Geçtiğimiz günlerde bu anıt yeniden devlet tarafından yıkıldı.

36 yıl içinde nice hükümetler değişti. Fakat değişmeyen bir şey vardı, ki 2007’de Genelkuray Başkanlığı tarafından yapılan bir açıklamada bu tekrar edilmiş, özetlenmişti şu şekilde:

“Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır’”

 

Armenak fedai ruhu demekti, feda Armenak!

Armenak, “Fedai Ruhu” demekti. Fedai ise Ermeni halkının oluşturduğu direnişçi Partizan gruplarına layık gördüğü isimdi ve Armenak’ın babasının bir arkadaşı da bunu Armenak’a layık görmüştü.

Halklıydı!

O “fedainin” feda ruhu sinmişti bu kadim topraklara, bu toprakların insanlarına!

Çünkü o mensup olduğu Ermeni ulusunu soykırımdan geçirenlerden devrimci mücadelesiyle hesap sorandı. İnsanların özgür ve eşit bir dünyada yaşaması için mücadele edendi…

Onun bu mücadelesi ve direnişi elbette yanıtsız kalmadı… Halkı için kendisini feda etmesi bilen, halkının diline efsane olan Armenak, hala halkının ve yoldaşlarının gönlündeki tahtını koruyor. Bu yüzden hala düşmanlar adına, hala düşmanlar yiğit Ermeni devrimcilerle yan yana gelmesine… Bu feda ruhunun esintisinden bile hala korkuyorlar!

Benim için türküler söyle

Armenak!

Karanlıklar ezginle erisin

Dağ sesinle uyansın

Seninle yürüsün hayat…”*

Nice Armenaklar türküler söylüyor simdi karanlıkları ezgileri ile eriterek… Nice Armenaklar dağı sesleri ile uyandırıyorlar… Nice Partizanlar senin ile yürüyor devrim yolunu eyy Amed’in yiğit evladı…

Sen çoktandır esiyorsun bir rüzgar gibi dağların doruklarında, zulme karşı o bitmez tükenmez feda ruhunla…

Senin adını taşıyan Orhan’dan (Alican Bulut) Aşkın’a (Hasan Karakoç), Tuncay’a (Murat Mut), Hakan’a (Ersin Erel) ve Aliboğazı’nı cen bedeli savunan halk savaşçılarına o feda ruhu yaşıyor, yaşayacak! Ne mavzer gibi patlayan öfken ne tarihsel ödetilecek bedellerin sorumluluğu ne de Demokratik Halk İktidarını kurma iddiamız… Bitmedi, bitmeyecek!

Korktukları Armenak’ın fedai ruhudur ama anıt mezarını kırsalar da kıramadıkları bir şey vardır ki, bugün Aliboğazı Vadisi’nden esen direnişi…

*Armenak’ın arkasından gizli bir Ermeni olarak yaşayan bir cami imamının mezarında okuduğu şiir.

981